HDR FOTOĞRAFÇILIK İLKELERİ - II

Bu makale Cenk Çelik tarafından Fotoğrafçılık, HDR kategorisi altında 29 May 2013 Çarşamba günü paylaşılmıştır.

"HDR Fotoğrafçılık İlkeleri"nin ilk bölümünde "HDR Nedir?", "HDR Ne İşe Yarar?" gibi soruların cevaplarını kavramsal ve görsel olarak vermeye çalıştım... Bu bölümde ise, HDR fotoğraf hazırlamak için adım adım nasıl bir prosedür izlendiğini anlatıp, sizlerin bir sonraki aşamada vereceğim uygulamalı anlatıma hazır hale gelmenizi hedefliyorum...


Bu konu ile ilgili ilk yazımda HDR (High Dynamic Range) Fotoğraf Tekniği'nin ne olduğunu genel bir çerçevede teorisiyle birlikte anlatmaya çalıştım.

Şimdi öyle birşey söyleyeceğim ki belki kiminizin aklı karışacak, kiminiz de ama ilk yazının ilk bölümünde böyle demiyordun diyeceksiniz: Aslında HDR fotoğraf diye oluşturduğumuz fotoğraflar da işin özünde LDR fotoğraflar (zira ne gözümüz, ne de piyasadaki mevcut araçlar fotoğrafları HDR olarak işlemeye uygun değil). O zaman bu tekniği niye kullanıyoruz sorusunun cevabı, bu teknikle renk-ışık-vs gibi değerleri normalde LDR (Low Dynamic Range) ile elde edemeyeceğimiz genişlikte bir spektrumda elde edip işleyebiliyoruz.

Makalenin ilk bölümünü okuduysanız artık HDR Fotoğraf Tekniği hakkında yeterli bir teorik bilgiye sahipsiniz. Ama tek başına teori pek bir işe yaramıyor. Bu yüzden şimdi sıra "bu tür fotoğrafları nasıl elde edebiliriz" sorusunun cevabını bulmaya geldi. HDR Fotoğraf elde ederken geçilen süreçleri ve özellikle dikkat edilmesi gereken hususları sizlere madde madde anlatmaya çalışacağım. Sizler de HDR fotoğraf hazırlarken buna benzer bir prosedür uygularsanız, fotoğrafınızın başarılı olma olasılığı artar.

La Sagrada Familia - Barcelona

Unutulmamalı ki, piyasada gördüğünüz ve pek çok kişinin yapay bulduğu ve bu yüzden kimisinin mesafeli yaklaştığı HDR fotoğrafların sebebi; bu fotoğrafları sunan kişilerin işin en önemli noktalarından olan post-processing diye adlandırabileceğimiz tone-mapping işlemi sonrasındaki ince ayarlara gereken vakti ayırmamaları ve hatta çoğu zaman işin bu kısmını hiç hesaba katmadan insanların içinde olumsuz ya da yapay hissi uyandıran duygular uyandıran fotoğraflarını ortalığa salmaları.

Bu yüzden fotoğraflarımızı hazırlarken, aşamaları adım adım takip etmekte ve çalışmalarınızı aşağıda anlatacağım prosedürü olduğu gibi ya da kendinize göre uyarlayarak uygulamanızda fayda var. Hadi başlayalım o zaman:

1 Çekimlerinizi Raw Formatında ve En Az 3 Farklı Pozlama Değeri Kullanarak Yapın...

HDR fotoğraf elde etmek için en az üç adet farklı pozlama değerlerine sahip fotoğraflara ihtiyacımız var. Bu sayı 5 hatta 9'a kadar çıkabilir. Ben genelde 5 farklı pozlama değerine sahip (-2ev, -1ev, 0ev, 1ev, 2ev) fotoğraflar çekerek başlıyorum işe.

Benim kullandığım fotoğraf makinası bir DSLR (Digital Single-Lens Reflex) olan Nikon D200. Siz de raw formatında fotoğraf çeken bir kameraya sahipseniz HDR için çekeceğiniz fotoğrafları raw formatında çekmenizi şiddetle tavsiye ederim (hatta çekeceğiniz fotoğraflara ayıracak yeterli zaman ve kaydedecek yeterli veri alanına sahipseniz bütün fotoğraflarınızı bu formatta çekmenizi öneririm).

Raw formatını yani fotoğrafın ham halini bir zamanlar kullandığımız film negatiflerinin dijital haline benzetebiliriz. Fotoğraflarımızı bu formatta çektiğimiz zaman elde ettiğimiz fotoğrafın birçok parametresini (mesela renk tonu gibi bilgileri) daha zengin ve esnek bir şekilde kullanabilir ve çektiğimiz kareleri daha başarılı bir şekilde elde edebiliriz.

Yukarıda söylediklerimi uygulayabilmek için kameranızı iyi tanımanızda fayda var. Böylece çekeceğiniz kare için farklı pozlama değerlerini ayarlarken ya da fotoğrafları hangi formatta kaydedeceğinizi belirlerken ayarlarınızı zorlanmadan hızlıca yapabilir ve böylece yakalamak istediğiniz pozu kaçırmazsınız. Eminim birkaç deneme çekiminden sonra fotoğraf makinanızın ayarlarına kolaylıkla hakim olabilirsiniz.

Aşağıda üç farklı pozlama değerlerine sahip fotoğrafları ve en sonunda elde edilen fotoğrafı görmektesiniz. Fark ortada...

HDR Fotoğraf Aralığı (Örnek Fotoğraf 2)

2 Fotoğraf Makinanızı Sabitleyin, Mümkünse Tripod Kullanın...

HDR fotoğraf elde etmek için aynı şekilde kadrajlanmış ama farklı pozlama değerine sahip fotoğraflar çekmemiz gerektiğini belirtmiştim. Fotoğraflarımızın aynı şekilde kadrajlanmış olması için fotoğraf makinasının sabit bir konumda olması önemli. Her ne kadar yazılım teknolojisi geliştikçe birebir üst üste binmeyen fotoğrafları kullanabiliyor olsak ta bu işin ideal yapılış şekli makinamızı mümkün mertebe sabit tutmaktan geçmekte. Böylece fotoğrafımız bulanık olmaz ve karemizin önemli noktaları kırpılmak zorunda kalmaz.

Tripod kullanarak çekeceğimiz karenin alanını sabitlemiş oluruz ama bir önemli husus daha var ki, o da makinanın deklanşörüne bastığımız zaman makinanın hareket etmemesini sağlamak. Deklanşör düğmesini fotoğraf makinasının gövdesine dokunmadan işler hale getirmek için fotoğraf makinasına bir kablo yardımıyla bağlanan düzenekler vardır ve bu düzeneklerin en yaygın olarak kullanılanı deklanşör kablosudur. Özellikle uzun pozlamada kameranın deklanşörüne basıldığı anda makinanın aldığı ilk titreşim fotoğrafa yansıyabilir. Böyle durumlarda fotoğraf makinasının deklanşörünü deklanşör kablosu ile tetiklemeyi tercih ederiz. Bu iş için piyasada çeşit çeşit deklanşör kabloları bulunmakta.

Gayet makul fiyatlara sahip birçok model olmasına rağmen ben yine de bu iş için bütçe ayıramam diyorsanız, başka bir alternatif yöntem de artık pek çok fotoğraf makinasında bulunan deklanşörü zaman ayarlı hale getirerek kullanmak. Yani söz gelimi deklanşörün tetiklenme zamanını 5 saniyeye ayarlıyorsunuz ve böylece fotoğraf çekme işlemi siz deklanşöre bastıktan 5 saniye sonra aktif hale geliyor ve böylece kareniz düğmeye ilk basılırken oluşan titreşimden etkilenmemiş oluyor. Elbette bu yöntemi seçmenin, çekmek istediğiniz kareyi gecikmeli yakalamak gibi bir bedeli var. Yani işi hakkını vererek yapmak için ya deklanşör kablosuna vereceğimiz para ile ya da zamanlama yüzünden kaçırdığımız pozlar ile bir şekilde bedel ödeyeceğiz.

3 İşinizi Acele Getirmeyin...

"Acele işe şeytan karışır" lafı boşuna söylenmemiş. Özellikle sosyal medyanın bu kadar revaçta olduğu günümüzde, insanlar her şeyi, hemen paylaşmak derdinde. Tamam... "Paylaşmak güzeldir!" Ama sanatsal ya da görsel kaygılarla çektiğiniz kareleri hemen görücüye çıkarmak bence çok ta anlamlı değil. Zira tecrübe ile sabittir ki, genelde böyle alelacele paylaşılmış kareler, üzerinden bir müddet vakit geçtiğinde "keşke..." dedirtecek pişmanlıklar yaratabiliyor insanda.

Bu yüzden işin uzmanı olan pek çok kişi gibi benim de nacizane tavsiyem, çektiğiniz benzer kareler arasından en iyilerini seçmek için kendinize biraz zaman tanıyın. Mesela çektiğiniz fotoğrafları 1-2 gün sonra inceleyecek olursanız, fotoğraflara olan yaklaşımınızın daha objektif ve seçeceğiniz karelerin daha isabetli olacağını göreceksiniz.

4 En İyisini Seçin...

HDR fotoğraf çektiğimize göre bir çok kare çekmiş olmalıyız. Elimizde aynı poza ama farklı pozlama değerlerine sahip olan ve bizim her farklı poz için set diye nitelendirdiğimiz pek çok kare mevcut. Bu setlerin her birinin prosedüre uygun olarak işlenmesi vakit alan bir işlem olduğu için; maymun iştahlı olmadan en ideal olan setleri seçip, işe buradan başlamak önemli.

Bu kritik kararı aldıktan sonra artık fotoğraflarımızı farklı yazılım programları ile işlemeye hazırız demektir.

5 İlk Durak: Adobe Camera Raw...

Adobe Camera Raw ya da alternatif olarak kullanabileceğiniz Adobe Lightroom programları farklı arayüzlere sahip olsalar da temel olarak konumuzla ilgili yaptıkları işlev aynıdır. Yani eskiden fotoğrafçılıkta karanlık oda ne tür bir işlev görüyorsa, bugünün dijital fotoğrafçılığı için de Adobe Camera Raw ya da Adobe Lightroom aynı işlevi görmektedir ve bence bu iki programın birbirlerine karşı (arayüzlerine bağlı kişisel tercihleri bir kenara koyarsak) herhangi bir üstünlükleri bulunmamaktadır.

Fotoğrafımızı raw olarak çektiysek Adobe Camera Raw programı ile fotoğrafımızda olması muhtemel pek çok sorunu rahatlıkla çözebiliyoruz (Adobe Photoshop'un son sürümünde jpg formatındaki fotoğraflarda dönüşüm işlemi yapılarak raw gibi işlenebiliyor, ne var ki raw da sahip olduğumuz ama bu formatta sahip olamadığımız eksik renk bilgisi ile). Bu ilk durakta (Adobe Camera Raw) üç tane önemli işlem yapacağız:

a. Chromatic Aberration (CA)

Fotoğraf karelerinde olması muhtemel sorunlardan en önemlilerinden biri Chromatic Aberration (CA) yani Türkçeleştirildiği şekliyle Kromatik (Frekansa Bağlı) Renk Sapması (Aberasyonu)'dur. Farklı kaynaklarda geçen, farklı Türkçeleştirme çalışmalarını bir yana bırakırsak ben kısaca "Renk Sapması" tanımını kullanmayı tercih ediyorum. Peki nedir bu "Renk Sapması"?

Renk Sapması farklı dalga boylarına sahip ışığın, bu dalga boylarının farklı kırılma değerleri nedeniyle aynı düzleme düşmemeleri veya aynı düzleme, farklı bir büyüklükte düşmeleri durumudur. Bu tanım kiminize fazla teknik ve karışık gelmiş olabilir. Öyleyse bu tanımı karışık bulanlar için aşağıdaki açıklayıcı diyagram ve fotoğrafları ilginize sunuyor ve bunların yeterince aydınlatıcı olacağını umuyorum.

Renk Sapması

Renk Sapması dediğimiz bu istenmeyen durum kullandığınız objektifin kalitesinden başlayarak pek çok sebebe bağlı olabilir. Neyse ki bu durumu Adobe Camera Raw Programı'nı kullanarak yukarıda da görebildiğimiz gibi minimize edebiliyoruz.

Şayet bu işlemi yapmazsak sonraki aşamalarda fotoğrafımızı işleyen programlar (yapıları gereği) bu hatayı iyice abartarak ortaya koyar. HDR fotoğraflarda sıkça karşılaştığımız auraya sahipmiş gibi görünen ağaçlar veya başka auralı nesnelerin başlıca kaynağı budur. "Halo Effect" denen bu istenmeyen durumu ortadan kaldırmak için Renk Sapması'na karşı yapılacak bu ilk müdahale oldukça kritik bir önem taşır.

b. White Balance (WB)

White (Color) Balance yani Beyaz (Renk) Dengesi; özellikle fotoğrafçılıkta kullanılan ve kırmızı-mavi-yeşil gibi temel renklerin fotoğraf içerisindeki yoğunluk oranlarının ayarlanarak doğal renklerin doğru biçimde kullanabilmesini sağlayan ayarlamaları ifade etmek için kullandığımız bir terimdir. Genellikle gri renk dengesinin, nötral dengenin ve beyaz dengesinin sağlanması ile uygulanan "Beyaz (Renk) Dengesi" estetik beğeniyi arttırmak, renk doğruluğunu yakalamak veya fotoğraf içerisindeki bütünlüğü ve vurguyu ortaya çıkartmak amacıyla kullanılır.

Beyaz (Renk) Dengesi, kırmızı, yeşil ve mavi renklerin fotoğraf üzerindeki değerlerinin ayarlanması ile sağlanabileceği gibi doğrudan objektiflere takılan filtreler yoluyla da elde edilebilir.

Bu arada Adobe Camera Raw programına alternatif olarak Adobe Lightroom programını da kullanabilirsiniz. Bu iki program farklı arayüzlere sahip olsa da temel olarak konumuzla ilgili yaptıkları işlev aynı yani eskiden fotoğrafçılıkta karanlık oda ne tür bir işlev görüyorsa bugünün dijital fotoğrafçılığı için de Adobe Camera Raw ya da Adobe Lightroom o işlevi görüyor.

devamı gelecek...

Yazar Hakkında

Cenk Çelik

Cenk Çelik

Yorumlar (0)

Bir yorum yapın

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Icon FOTOĞRAFÇILIK
HDR, TILT-SHIFT...
Icon GRAFİK TASARIM
LOGO, İNFOGRAFİK...
Icon WEB PROGRAMLAMA
JAVACRIPT, PHP, CMS...
Icon WEB TASARIM
HTML, JQUERY, CSS...